Çamur grubu yeniden

Müzikseverlerin yakından bildiği bir grup Çamur, uzun bir sessizliğin ardından iki şarkıdan oluşan bir 45’lik ile hem müzik dünyasına hem sevenlerine geri döndü.

Türkiye müzik tarihinin kült gruplarından (üşenmez de hatırlarsanız; ‘Halim Öyle’, ‘Hara’, ‘Bu Aşkın Izdırabını’ gibi şarkılarıyla 90’larda müzikseverlerin dimağında yer edinen) Çamur, uzun bir aradan sonra yeniden ses verdi. Grup, bir araya gelişini geçtiğimiz ay yayınlanan ilk 45’liği ile duyurdu. Koleksiyoncular için sınırlı sayıda basılıp, numaralandırılan 45’lik, Arpej Yapım etiketiyle raflardaki yerini aldı. 45’lik ile dinleyenlerine ‘yeniden merhaba’ diyen Çamur, sonbaharda çıkaracağı albüm için çoktan çalışmalara başlamış bile. Bu arada dinleyenleriyle özlem gidermeyi ise konserlerle yapacağını söyleyen gruptan Murat Ak, Çağatay Kadı ve Güngör Uçak ile uzun bir aradan sonra yeniden bir araya gelmesinin şerefine muhabbete düştük.

“20 yıllık asıl mevzu dostluğumuz”

*İlk oluşumunuz 96’dan 2017’ye; müzik de dünya da değişti; peki, Çamur’un hayatla hemhalinde neler değişti?

Murat Ak: Bizim 20 yıldır bir cümlemiz var: ‘Bir Pink Floyd, bir de Neşet Ertaş...’ diye. Bizi özetleyen bir cümle bu… İkisi de sembolik ama öylesine çıkan bir cümle de değil, ibadet eder gibi, incelikli dinlemeden bahsediyorum. Evrensel bir durum da var ki hangisine hapsolursan fakirleşirsin. Neşet Ertaş; Uygarlar tarihinden bugüne var olan Anadolu; Pink Floyd da; koskocaman bir dünya… İkisinden de kopmadan, kendi orijinalini yaratmak, ki bu zaman ister.

Çağatay Kadı: Murat’ın söyledikleri, Çamur’un dünya görüşünün bir yansıması aslında. İki ayrı müzik gibi görünüp, bir araya getirdiğinde hayatın bir bütünü.

* 20’li yaşların kafasından bugüne; kırılma ya da ayma noktasında neler oldu?

Çağatay Kadı: Kırılmalar yaşadık ama müzikteki ana fikrimiz hiç değişmedi.

Murat Ak: Ben bağlama, Çağatay da gitarla başladı. İzmit, 1998 yazı, Çamur'un uzun yıllar birlikte çalacağı kadro oluştu: Turgay Çetin (davul), Ömür Kılıçaslan (bas gitar), Ozan Yılmaz (klavye), Çağatay (gitar) ve ben (vokal). 20 yıllık asıl mevzu da ‘dostluğumuz’. Başlarken de bu noktaya geleceğimiz aklımızda yoktu, çünkü daha çok gençtik. Yol sürecinde ise çok şey keşfettik.

“Bir araya gelebildiysek aslında dağılmamışızdır”

 

*Albüm aşamalarında hep bir aksilikler oldu üstüne dağılma. Oysa ki bunca yıl, bu kadar güzel dostluktan ne keyifli projeler çıkarmış…

Murat Ak: Olurdu elbet… Ama oturup da bilinçli bir proje gibi olmadı hiçbir şey. Hayat bizi öyle yerlerde bir araya getirdi ki. 20 yıl içinde, ayrıyken de yine ‘biz’ diyebildik. Çünkü; ‘biz’ bir aradayken bir Çamur sound’u ve bütünlüğü ortaya çıkıyor. Kısaca; bizi buluşturan ve bir arada tutan müzik yapmak ve müzik dinlemeyi sevmekti.

Çağatay Kadı: Müziğe üniversite yıllarında başladım ama miladım Çamur’dur. Şimdi yeniden bir araya gelebildiysek de aslında dağılmamışızdır. Biraz da yaşla ilgili, bugün biraz demlenmiş konuşuyoruz. O vakit olan adamlar, şimdiki adamlar değildi.

*Ekibin en genç üyesisiniz, bu kadar kalabalık ekipte olmanın sizde karşılığı nedir?

Güngör Uçak: Doğu ve batıyı harmanlamış bir grup Çamur, bu yüzden de başından beri doğru ekiple olduğumu biliyordum. Ama başka müzik kafasındaydım, gerçekten de darbukayla Çamur’da karşılaştım. O kadar kalabalıkla olmak benim için enteresandı. 10, 12 kişi olduğu dönemler… Birkaç kişi, bir masada konuşurken bile zorken, çalarken daha da zor…

*Bunca zaman dağılmanın ardından ne oldu da ‘yeniden’ dediniz?

Murat Ak: Bizim için çok kıymetli olan bir dost ve bir abimizi kaybettik. Çamur’un kadim üyesi, çağlamanın mucidi, Hariçten Gazelciler’in babası Ömür Kılıçaslan ve ilk albümün yapımcılarından Bahadır Dikeçligil. 2015’in son aylarıydı, bir anma gecesi yapıldı ve biz de sekiz şarkımızla sahneye çıktık. Bu tarih bizim için dönüm noktasıydı ve 2016’nın son aylarında Kadıköy Sahne’de verdiğimiz konserle de bir araya geldiğimizi deklare ettik.

Bu 45’lik bir girizgah bizim için

*Albümden önce 45’lik çıkarma fikri nasıl oluştu? Ve 45’likte hangi şarkılar var?

Murat Ak: Bu 45’lik, bir girizgah bizim için. Albüm süreci devam ediyor, aranjeleri biten şarkılar var. Sonbaharda 10 tane baba gibi şarkıyla geliyoruz. Bu süreçte konserler devam edecek.

Çağatay Kadı: Dağılmadan önceki son şarkımız ‘Ayrılmalıyız Meliha’, Ömür Kılıçaslan’ın hatırasına ithafen yazılan, ağıt niteliğinde ‘Ömrüm’.

*Hayatı derinden okuyan, birlikte eğlenen ve bir yanıyla da duygusal adamlarsınız…

Murat Ak: Bir arada olmaktan keyif alıyoruz. Gruptan anladığımız bu, diğer türlüsü projeye girer. Tek arzumuz; müzik yapmaya devam ederek yaşayabilmek. Zaten oyunun sonu belli, bunu gördük, Ömür’de bir kez daha aydınlandık. Hayatı ve dolayısıyla kendimizi de irdeleyen insanlarız. Kısaca; duygusal adamlarız.

Hiçbir zaman bar müzisyeni olmadık

 

*Neden sizleri bir bar performanslarında göremiyoruz?

Murat Ak: Hep barlardaydık ama hiçbir zaman bar müzisyeni olmadık. Yanlış da anlaşılmasın arkadaşlarım bu işi çok da iyi yapıyorlar. Biz o barlarda tutunamadık, çünkü o sahnelerde yaptığımız; bilinmeyen ‘hadi bunu da çalalım, yapalım’ şarkılardı. Çünkü biz, cover’ladığımız şarkıları bile sahiplenerek ve bizimmiş gibi çaldığımız için, hangi bar, kaç hafta dayanabilirdi ki!

Çağatay Kadı: Bu da bilinçli yaptığımız bir şey değil, içimizden böyle geldiği için.

* Teknolojinin getirisi alternatif sesler oluştu, yeni oluşturulan müzik sahasını nasıl buluyorsunuz?

Güngör Uçak: Evde müzik yapma işi kolaylaştı. Artık yaptığın müziği, bilgisayar uzaklığında ve her yere ulaştırabiliyorsun. Alternatif sound’lar ve yeni diller oluştu. Takip ediyorum, güzel de buluyorum. Pek çoğu iyi işler. Müzikte üretimin fazla olması ve çok daha fazla insana ulaşması lazım. Eskiden böyle olmuyordu, genelde aynı isimler Türkiye’yi dolaşıp duruyordu. Dijital medya sayesinde bu kırıldı diyebiliriz.

*Müzikal anlamda ortamlar nasıl; festivaller, konserler iptal oluyor, sponsorlar geri çekiliyor?

Murat Ak: Ne yazık ki bu ülkede ne festival ne de herhangi büyük etkinliğe dönüşecek sponsor ve ekonomik denge kalmadı. Türkiye’de bizlere hala ortam sağlayan festival ve mekan sahipleri var, işte kahraman onlar. Biraz deli işi gibi, sektörü hep beraber ayakta tutmaya çalışıyoruz.

En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır

 

*En sevdiğim soruya geldik; umut var mı?

Murat Ak: Umut hep var. Biraz tarih bilinci… Dünya tarihine bakınca bu süreç de bitecek belli… Tarihi algılamayan kafaları da ben anlamıyorum. Bize bıraksan mevzuyu, arabayı bulamazdık belki ama çok süper yaşardık bence.

Çağatay Kadı: Ben, Murat gibi düşünmüyorum. Umutlu değilim. Tarihe bakınca aynı mevzuları dönerek yaşıyoruz. Zaman, mekan, insanlar değişerek yaşanıyor. Teknolojinin getirdikleriyle hayat daha kolaylaşıyor gibi görünüyor ama değil, her sistem kendi içerisinde yarattığı şeyi besliyor. Bu inşa doğanın problemi. O problemi çözmesi gereken de insan. Nasıl çözülür bilmiyorum ama.

Murat Ak: En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır diye boşuna dememiş üstat… İçten içe delirmiyor değilim, farkındayım da her şeyin… Dünya kendi işini halledecektir. Evrenin muhteşemliğine bakınca, insan kendini yok etmeyi başarır gibime geliyor.

Güngör Uçak: Umudum biraz var biraz da yok… Bence, insan daha dünyanın canlı bir varlık olduğunu bizlerin de onun üstünde yaşayan parazitler olduğumuzu kabul edemedi. Meseleye doğanın gözünden bakabilsek her şey çözülecek. Ama dünya üzerindeki en büyük kabahat; dünyayı yöneten, sistem koyucular, zenginlerin, siyaseti, sınırları ve coğrafyaları belirleyenlerden bahsediyorum. Öğretilmiş çaresizlik mi denir, bilmiyorum ama tüm bu mekanizmaların kararlarından vazgeçmemiz lazım.

Murat Ak: Kibir bahsettiği... Dünyanın kendi için yaratıldığını ve var olan Tanrı’nın da bir tek onunla ilgilendiğini düşünen, işte bu insanın kibri. Biz 90’larda arabalar uçacak diyorken, adamlar arabasının arkasına köpek bağlayıp koşturuyor. Bunların olduğu yerde neyi tartışabilirsin ki? Her şey senin olsun tamam da işin sonunda kazanan belli, ölüyorsun, gerçek olan bu! Devasa canlı dinazorlar şimdi yoklar. Bugünlerde işin bir telefon şarjının bitmesine bakıyor.

 

Kaynak: cnnturk.com